14 Eylül 2010 Salı

iki buçukum...

Uzunca bir aradan sonra önce benden bir masal:
Bi vamış bi yomuş, evve zama içide kabu sama dışıda, devele tella ike, piyele bebe iken, ben annemin sözünü dinleken... bir tavşan varmış adı emekmiş.....

Annem bu ara çok yoğun ama ben onu nasıl mutlu edeceğimi biliyorum:
Anne üzülme ben yanındayım...

E bu arada bana da bazen sinirleniyor. Ama ben onu nasıl sakinleştireceğimi de biliyorum:
Anne bağırma pamba çocuk uyuyo, yeni uyuttum..

Pamba çocuk, yani tembel çocuk veya parmak çocuk, benim arkadaşım. Bizim evdeki bütün yaramazlıkları o yapıyor:
Pamba çocuk yaptı, pamba çocuk kırdı, pamba çocuk döktü, pamba çocuk yine yaramaslık yaptı...

Tamam hep pamba çocuk yapmıyor, arada ben de yaramazlık yapıyorum:
İpek akıllı kız olmak istemiyor, ipek yaramaslık yapmak istiyo...

Bu aralar sık sık doktor oluyorum:
Anne iyi misin?
İyiyim kızım
Anne iyi misin?
Peki tamam biraz hastayım..
Ben doktor ipek sana aşı yapayım... İyileştin mi?

Artık o kadar büyüdüm ki bütün sorularıma cevap veremiyorlar:
Baba çiçeklere neden su veriyorlar?
Susamışlar, su içsinler diye.
çiçeklerin ağzı nerde baba? Nasıl su içiyorlar?
....
Babaaaa nerde çiçeklerin ağzı göremiyoruuuuum!!!

Ve resimler:



Ceeee!!!!


Dovanın doğumgünü, hepimiz üfledik mumları, başta da ulaş... Ulaşın tam karşısında da ipek ama ben değil küçük ipek :-)


Dovaya doğumgünü şarkısı söyledim...


Pasta bulamadım ekmek yiyoyum...


Dovayla ben yayamaslık yaptık


Kuzey ve ben ve piyaye...


Kitap okuyoyum, rahatsız etmeyin...



Annem ve ben...


Kayuyu okurken çok uykum geldi...


Bakiim dova balığını nasıl tutmuş...


Dova, laya, defne, denis ve öyetmenim bucu... Hepimiz sahneyi çok sevdik


Balkonda havuz sefası...

Mikrofonu kaptım mı bırakmam...

Babalar günü resmi kıyafetimi giydim. Babamın kuzusuyum...

Oyuncaklarım, canım, canım...

Bana yakışıyor mu?


Hamağa böyle oturmak daha keyifli...


Hey gidi karadeniz...